Etiketler

, ,

ÂVÂRELER

  
     Acınası kardeş! Ne dayanılmaz geceler borçluyum ona! “Bu işe canla başla girişmemişim. Eğleniyormuşum onun zaaflarıyla. Sürgüne, köleliğe geri dönecekmişiz benim yüzümden.” Çok acayip bir bahtsızlık, bir masumluk olduğunu düşünüyordu bende; tedirgin edici nedenler gösteriyordu. Alayla karışık verirdim o şeytanbilimciye, sonunda sıvışırdım pencereden. Az duyulmuş musiki çalgıcılarının geçtiği kırlar ötesinde yaratırdım gelecek olan gecesel lüksün hayaletlerini. Sağlıklı olduğu epey tartışılır bu oyalanmadan sonra, bir ot şilteye uzanırdım. Hemen her gece uykuya dalmamla zavallı kardeşin kalkması bir olurdu. Ağzı çürümüş, gözleri yuvalarından fırlamış, -düşünde kendisini nasıl gördüyse! – beni salona çekip, budalaca kederini ulurdu düşlerinin.
Aslında tüm içtenliğimle söz vermiştim onu yeni baştan güneşin oğlu kılacağıma; sürtüyorduk mağaraların şarabıyla, yolların peksimetiyle beslenip, ben, sabırsız, yeri ve formülü bulmak için.
Reklamlar