Etiketler

, ,

MASAL

     Alışılmış bir görkemi sürdürüp durmaktan bıkmıştı bir hükümdar. Olağanüstü sevda devrimleri düşlüyor ve bu düşlerini de, Tanrı’ya ve süse tapmaktan başka şey bilmeyen kadınlarıyla gerçekleştiremeyeceğini görüyordu. Gerçegi, gerçek arzuyu, özlü doyumu yaşamak istiyordu hükümdar. Günah olsun olmasın, istiyordu bunu. Üstelik buyruğunda bir hayli asker vardı. Düşüp kalktığı bütün kadınları öldürttü. Nasıl da talan oldu o güzellik bahçesi! Kılıç altında can verirken şükranla andılar onun adını. Yenilerini istemedi. – Yine de başka kadınlar ortaya çıktı. Av dönüşü ya da eğlencelerden sonra yanında kim varsa öldürdü. 
– Kimse de ayrılmadı yanından. Değerli hayvanları zevk için boğazladı. Sarayları yaktırdı. Üzerlerine yürüyüp dilim dilim doğradı insanları. 
– Bitip tükenmek bilmedi kalabalık, altın çatılar, güzel hayvanlar.
Kendinden geçebilir mi yakıp yıkarak, vahşetle gençleşebilir mi insan? Halktan çıt çıkmadı. Destekleyen de olmadı. Bir akşam gururla, atını dört nal sürüyordu. Karşısına bir Peri çıktı, anlatılamaz, hatta sözcüklere sığmaz bir güzellikteydi. Yüzünde, edasında, çok değişik, karmaşık bir sevdanın!.. olağanüstü, hatta dayanılmaz bir mutluluğun mustusu vardı! Hükümdarla Peri sanırım tam sağlık içinde yok olup gittiler. Nasıl ölmezlerdi ki? Birlikteydiler ya, öldüler. Sarayında öldü o hükümdar, belli bir yaşa gelince. Hükümdar periydi. Peri de hükümdar.

Tutkumuz bilge müzikten yoksun.

Reklamlar