Tags

, , ,

ÖLÜMSÜZLÜK ARDINDA GILGAMIŞ ÜSTÜNE BİR KAÇ SÖZ
“Ölümsüzlük Ardında Gılgamış” adlı şiirim, yıllar önce Gılgamış destanını ilk okuyuşumda doğmuştu içime. Destanın güzelliği değildi bunun nedeni, öyle olsaydı sadece sevmekle yetinirdim onu. Bence bir destan, içerdiği, çözümlenemeyen durumlar, yorumlara yol açıcı karşıtlıklar, konusundan ve zamanından soyutlanabilecek nitelikteki tartışmalı sorunlar ile etkileyebilir bir ozanı.
Destanda beni ilk durduran, Gılgamış’ın, onca eziyete katlandıktan sonra ele geçirdiği gençlik otunu yılanın kapıp kaçması üzerine, ağlamaya başlaması ve o bitkiyi Uruk’un yaşlıları için düşündüğünü söylemesi oldu. Amacı kendi ölümsüzlüğü değil miydi? Gerçekte, Gılgamış’ın, ölümsüzlüğü ele geçirebileceğine inandığı kolay savunulamaz; yolculuğa çıkmadan önce ve döndükten sonra söylediği kimi sözler bunu tanıtlar niteliktedir.
Destanı sonraki okuyuşlarımda, daha başka sorular da çıktı ortaya. Zorba kıralın karşısına yabanıl Endiku’nun çıkarılması ile, büyük dövüşte yenginin gene Gılgamış’a bırakılması, onda, kendi gücüne olan güvenden ötürü, ölümsüzlüğe erme tutkusunun pekişmesini sağlamak için idiyse, ikisi arasında kurulan dostluğa ne gerek vardı, diye düşünülebilir; ancak ilk ölüm korkusuna, dostu Endiku’nun ölümü üzerine kapıldığı gözönüne alınırsa, Gılgamış’ın bundan önce, ölümü kendine hiç yakıştırmadığı düşünülebilir. Endiku, yazgının simgesi mi olmuştu onun için?
Sedir ormanı bekçisi Humbaba’nın öldürülmesinde iki arkadaşın işbirliği etmelerine gelince, burada Uruk’un ağaç gereksemesini bir yana bırakıp, konuyu, ölümsüzlük tutkusunun gerçekleşmesi yönünden sürdürürsek, görülür ki, bu tutku, bir dostun yitirilmesinden kaynaklanmaktadır, oysa tam tersinin ortaya çıkması, demek ölümlülüğün benimsenmesi gerekirdi bu yüzden.
Çelişkiler zincirinin böylece sıralanışı, başka bir deyişle, dostluk-yengi-yenilgi süreci ile, yabanıl-uygar, ölümlü-ölümsüz karşıtlığı arasındaki koşutluk, bende esinleyici bir etki yarattı.
Ayrıca, Gılgamış’ın güneş bahçelerinde Utnapiştim’i (bizde Nuh, ama o ölümsüzlüğe ermiş değildir) araması ile, Odysseus’un Teiresias’ı bulmak için dünyanın sınırlarına, Menelaos’un Radamantos’a katılmak için dünyanın ucundaki cennet çayırına gitmesi arasındaki ve gene Gılgamış’ın elde etmek istediği “bilgi” ile Faust’un ardına düştüğü “bilgi” arasındaki benzerlik, konuyu daha başka kaynaklarla da değerlendirebileceğim umudunu uyandırdı bende. Odysseia’dan az da olsa Tanrısal Komedya’dan, ama özellikle Faust’tan yararlandım.
Destanı yazmayı hiç düşünmedim, destan üzerine şiir yazmayı kurdum.
Advertisements