Etiketler

Boy Meets Girl

Boy Meets Girl

Boy Meets Girl

Boy Meets Girl


Alex: Ay’a ilk adımı attığınızda, dokuz yaşındaydım. 
          Yıllarca uzaya gidebilmek için yaşadım. 
          Şimdi bunun ne kadar umutsuz bir hayal olduğunu görüyorsunuz.
          Anlıyor musunuz?
         
Boy Meets Girl

Alex: Kusura bakmayın, ama anlamadım.
Kız: Gençlerin çok sessiz olduğunu söylüyor.
Sylvain: Nasıl konuşulduğunu mu unuttunuz?
                Belkide insanların konuşulmaya değer olmadığını düşünüyorsunuz.
Alex: Hiçte değil.
Sylvain: Yanılıyorsun. Belki de korkuyorsundur.
Kız: Sinemayı sevip sevmediğini soruyor.
Sylvain: Filmler benim kadar sessizken ben de sapın biriydim.
                Sürekli portatif kameranın kolunu çevirir dururdum.
                O yakışıklı aktör Jonas’ı hatırladım.
                Bütün set ekibini güldürürdü.
                Her zaman romantik sahneler çekerdi.
                Yönetmen, aktörlere öpüşmeden önce neler söylemelerini gerektiğini hatırlatırdı.
                Kimse konuşmazdı, sadece dudaklarını hareket ettirirlerdi.
                Tam da öyle bir romantik sahnenin ortasında,
                Jonas, partnerinin göğüsleriyle ilgili bir yorum yapardı. Ya da onun duruşuyla ilgili.
                Jonas, gerçek hayatta kibar ve kadınlara karşı utangaç bir adamdı.
                Ama kameranın karşısına geçtiğinde, aslan kesilirdi.
                Filmlerdeki romantik sahnelerde salonda birkaç kişi mutlaka gülerdi.
                Onlar; Jonas’ın dudaklarını okuyabilen ve küfürlerini anlayabilen sağır insanlardı.
                Sessiz filmler daha iyiydi, çünkü…
Kız: Sylvain, yavaşla biraz.

Reklamlar