Tags

, ,

YAZ SONU

Sukürenin perisi sen; sen, taşkürenin avcısı,
           Bir kişi daha olsa yanınızda
           Siz orda öpüşürken,
           Ne diyorum bir kişi daha;
           Alamut kalesinde öpüşürdünüz.
           Ona göre gelişirdi her şey,
           Yeni bir güzelduyu açılırdı
           Bir töre cançekişirken.

Karagözlü hançer, sen; sen, mavi bakışlı kılıç,
           Unutulmazlarınızı dökerken birer birer,
           İki kişi daha olsa yanınızda,
           Mihri’nin vuruluşu ve çantası
           Ve elindeki tuğla da gelirdi gündeme;
           Daha sonra kesilen barsağı, iki metre;
           Kediler uzaklaşırdı ısrarla camdan bakan;
           Ne diyorum iki kişi daha.

Kavaldan akan gökyüzü, sen; sen, düşten geçilmez bahçe,
           Sınıf arkadaşları, şarap ve tezek kokan,
           Dağın Eskisi’ne iki vadiden seslenirken,
           Ne diyorum beş kişi daha olsa yanlarında,
           Ama her şeye üçünün bileşkesinde varan;
           Ne bilim-sanatı Hayyam’ın, ne siyaseti Nizam’ın,
           Ne yiğitlik, ne aşk… Bir şey kalmazdı tek başına.
           Ahırlarımızda her zaman sana ayrılmış bir at vardı.

Ve sen sonunda bir gün çıkar gelirsin diye,
           Çok şeyin adı küçük yazıldı;
           Silinmez anlar vardır,
           Karşı konmaz özlemler,
           Ben şimdi ne istediğimi de bilmeden artık
           Bağırıp duruyorum ya, şurda,
           Sen yaz sonunu ilan eden güzel keten,
           Güneşten yırtılmış caz, sen!

Advertisements