Tags

,

ÖNSÖZ

Siz evet siz
Hiç kavrayabilir misiniz
Niçin
Bunca alay ve küfür sağanağı altında dingin
Bir tabağa koyup da ruhumu
Gelecek yüzyılların şölenine sunduğumu?

Büyük meydanların sakalı uzamış çehresinden
Hiç bir işe yaramaz bir gözyaşı halinde akıp giden
Ben
Belki de
Son şairim.

Ve bilmenizi isterim
Nasıl
Salınır da salınır çakıllı yollarda
Ve teli üzerinde dalların
Yüzü sıkıntıyla boydan boya yarılmış
Ve hep kaçan ırmakların bol köpüklü enselerinde nasıl
Demirden ellerini kemirtir köprülere
Ve gökyüzü nasıl
Gürüldeyen gürültülerle
Döker o sonsuz gözyaşlarını
Ve küçük buluttaki kocaman ağzın kıvrımında nasıl
Ufacık bir alaycı gülümseyiş belirir:
Cici bir bebek beklerken
Tanrı’nın
Karnından biçimsiz sakat bir oğlanı
Çıkarıp fırlattığı bir kadın gibidir.

Kızıl saçlar arasında tıknaz bodur parmaklar
Arılara özgü bir süreklilikle okşadı sizi hep güneş.
Ruhunuz var mı sizin?
Ruhunuzda öpücük yağmuru altında bir esir
Bakın işte başını almış gitmektedir.
İşte ben
Sıyrılıp her türlü dehşetten
Gün ışığının nefretini çağdan çağa taşıyan ben
Demirden kirişler halinde gerilmiş ruhumla ben:
İmparatoru lâmbaların!
Gelin
Hepiniz için yerim var!
Sessizliği paramparça eden kim
Benim
Ve benim güneşim boğucu kementlerine başkaldırıp haykıran

Şimdi de sözcüklerle
Hani o basit
Hani o öküz böğürmelerini andıran
Sözcüklerle ben
Yeni ruhlarımızın yaylarını titreten ruhlarımızı
Parmaklarımla şöyle bir dokunacağım başlarınıza
O kadar
Ve dudaklar bitecek dokunduğum her yerden
En büyük öpüşlere uygun dudaklar
Ve bir dil fışkıracak
Tüm halklara geçerli bir dil
Yürekten
Aksak ruhumla ağır ağır
Tahtıma ilerleyeceğim
Eldendüşme göklerden yontulmuş yıldız deliklerle süslü tahtıma
Kurulup yerleşeceğim
Pırıl pırıl
Üzerimde tek ziynet tembellik olacak
Ve sahici gübreden en yumuşak minderler kıçımın altında
Kurulup yerleşeceğim
Ve rayların dizlerini okşamaktan usanmış lokomotif tekerleri
Gelip sevgiyle boynumu okşayacak.

Advertisements